Obezite Cerrahisinde Kullanılan Yöntemler

Obezite Cerrahisinde Kullanılan Yöntemler

Obezite, insan vücuduna zarar verecek miktarda fazla yağın birikmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Obeziteye neden olan pek çok etken vardır. Bu etkenlerden bazıları; beslenme bozuklukları, hormonal bozukluklar, fiziksel aktivite eksikliği ve genetik etkilerdir. Obezite, tedavi edilebilen bir hastalıktır ve tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabilmektedir. Diyabet, kanser, kalp rahatsızlıkları ve kısırlık gibi pek çok rahatsızlık obeziteden kaynaklanabilmektedir.

Obezite cerrahisi, obezitenin tedavi yöntemlerinden birisidir. Bariatrik cerrahi olarak da bilinir. Eğer bir obezite hastasının vücut kitle endeksi 40 ya da daha yüksekse, veya 55’ten daha yüksek olup hasta egzersiz, diyet ve diğer tedavi yöntemleri ile iyileşemiyorsa cerrahi yöntemler denenebilir. Vücut kitle endeks değerleri 35 ve üzerinde olan bir hastada kardiyovasküler bir hastalık mevcutsa ve hasta şeker hastalığı tedavisi görüyorsa fazla yağlarından kurtulması için obezite cerrahisi uygulanabilir.

Bariatrik cerrahi, dünya üzerinde en hızlı şekilde kilo vermeyi sağlayan bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Obezite tedavisi, birden fazla disiplinin bir arada kullanılarak uygulandığı bir tedavi yöntemidir. Bu nedenle tedavi süresi boyunca hastanın da tedavide olumlu yol katedecek bir tutum sergilemesi önem arz etmektedir. Bunlara ek olarak, obezite cerrahisi sonrasında iki yıl boyunca hamile kalınması önerilmez. Bu nedenle kısa süreçte çocuk sahibi olma düşüncesinde olan kişilere bu operasyon önerilmemektedir.

Obezite cerrahisinde obezite hastası olan bireyin yaşına, kilosuna ve cinseyetine göre farklı yöntemler tercih edilebilmektedir. Cerrahi yöntemlerde amaç, kilo kaybını sağlamak ve bireyin obeziteden doğan kötü yaşam şartlarından kurtulmasıdır.

Mide Bandı Tedavisi

Bu operasyon ile yemek borusunun alt kısmında yer alan ve midenin hemen üstünde bulunan alana bir mide bandı yerleştirir. Böylece mide iki farklı bölüme ayrılmış olur. Mide bandı, hacmi azaltılıp artırılabilen bir porta tüp yardımıyla sabitlenir. Mide bandı mideye yerleştirildiği zaman, bu kısım bir kum saatini andıran görüntüye bürünür. Mide kelepçesi olarak da bilinen bu yöntem sayesinde, hastanın yediği yemekler bant sayesinde alt kısma geçmez ve üst tarafta toplanır.

Normal şartlar altında, insan hormonları yemek yemek için beyne elektrokimyasal sinyaller gönderir. Yenilen yemekler alt kısma geçmediği için bu yöntem kusmaya neden olabilmektedir. Günümüzde çok tercih edilen bir yöntem değildir. Bunun yanında, mide bandı bazı zararlı komplikasyonlara neden olabilmektedir. Mide kelepçesi yöntemi, diğer yöntemlere nazaran daha yavaş bir kilo verme sürecine neden olur. Kelepçenin hacminin küçültülmesi ile birlikte hasta birey tekrar kilo almaya başlar. Bu duruma ek olarak sürekli açlık hissi mevcuttur. Mide bandı yönteminde sıklıkla karşılaşılan bir diğer durum ise reflüdür.

Tüp Mide Ameliyatı

Midenin bir bölümü, cerrahi yöntem ile çıkarılır. Geriye yalnızca 100-150 ml hacminde bir kısım bırakılır. Bu kısım, tüp şeklindedir bu nedenle de tüp mide adını almıştır. Midede açlık hormonunun yoğun bir şekilde salgılandığı asıl kısım çıkarılır, bu durum da hastanın daha az aç hissetmesine neden olmaktadır. Bu ameliyat sayesinde fazla miktarda yemenin önüne geçildiği gibi, vücut için hayati önemi olan besinler de emilmeye devam eder. Bu nedenle kötü yan etkisi olan bir cerrahi operasyon değildir.

Tüp mide cerrahi operasyonu ile kalıcı bir başarı elde edilmiş olur. Bu ameliyat gerçekleştirilmeden önce, obezite hastalarının beslenme uzmanlarına görünmesi gerekir. Yenip yenmemesi gereken besinler, diyetisyen tarafından hastaya reçete edilir.

Tüp mide ameliyatı sonrasında hastaya 1-2 gün süreyle radyolojik kontrol yapılır. Böylece, ameliyat sırasında ya da sonrasında herhangi bir komplikasyon olup olmadığı gözlenir. Çünkü, bu ameliyat sonrasında sıkı bir medikal takip gerekir. Bunlara ek olarak 2 yıl boyunca periyodik kontrollerin de gerçekleştirilmesi ehemmiyetlidir.

Bu cerrahi operasyon sayesinde yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve uyku apnesi gibi hastalıkların ortaya çıkma sıklığının bariz bir şekilde düştüğü gözlenmiştir. Ameliyat sonrasında hastalarda açlık hissi azalmaktadır ve bu nedenle de başarı elde edilmektedir.

Gastrik Bypass Cerrahi Operasyonu

Yaygın bir biçimde uygulanan obezite tedavilerinden birisidir. Gastrik bypass teriminin anlamı, mide ile bağırsaklar arasında kısa bir geçiş hattı oluşturmaktır. Tüp mide cerrahi operasyonuna nazaran daha yüksek başarı oranına sahip olduğu söylenebilir. Bu cerrahi prosedürde amaç, mideyi küçültmek ve bunun yanında besinlerin bağırsaklara daha kısa bir yolla ulaşmasını sağlamaktır.

Operasyon sırasında midenin üst bölümünde küçük hacimli bir mide kesesi yaratılır. Bu kese, ince bağırsaktaki bazı kısımların kısaltılmasının ardından bağırsağa bağlanır. Operasyon sonrasında daha az kalori tüketilmesi amaçlanmaktadır. Bunun yanında tüketilen besinlerin daha az emilmesi sağlanmaktadır. Tüp mide ameliyatına göre daha uzun bir taburcu olma süresine sahiptir. Hastalar ameliyat sonrasında yaklaşık 6 gün hastanede kalabilir.

Duodenal Switch Ameliyatı

Kalori almayı azaltan ve emilimi de sınırlayan bir cerrahi prosedürdür. İkinci tip şeker hastalığına sahip olan hastalar için sıklıkla tercih edilmektedir. Obezite kaynaklık yüksek tansiyon ve şeker hastalıklarının tedavisinde etkin bir rol oynamaktadır.

Bu operasyon sonrasında kötü kokular çıkaran ishal rahatsızlığı oluşabilir. Emilimi azalttığı için birçok besin emilimi eksik gerçekleşir. Bu da demir, vitamin ve protein eksikliğine neden olabilir. Cerrahi prosedür sonrası diğer yöntemlere göre daha fazla yatış süresi vardır.

Robotik Obezite Cerrahisi

Yapay zekanın cerrahide kullanılması ile birlikte, obezite cerrahi prosedürleri de robotik cerrahi uygulamalarına dahil olmaya balamıştır. Komplikasyonların azalması ile birlikte hayati riskin de çok azaldığı bir ameliyat türüdür. Yalnızca operasyon sırasında değil, operasyon öncesinde de hasta hakkında önemli verilerin toplanarak daha optimal şartlar altında bir operasyon yapılması sağlanır. Bunun yanında cerrah kaynaklı hata ve komplikasyonlar sıfıra inmektedir.

Laparoskopik yöntemler arasında olan robotik obezite cerrahisi bugün geldiği nokta ile gelecek adına büyük umutlar vermektedir. Ameliyatlardaki başarının her geçen gün arttığı bilimsel yayınlarda gösterilmektedir.

Back to Top